Her şehrin bir kokusu, bir ritmi, bir de raconu vardır derler ya… Ayol, Adana’nın raconu da ritmi de bambaşka! Ben Ecem. Bu şehrin sıcağını da, insanının delikanlılığını da, gecesinin o neon ışıklı büyüsünü da ciğerlerine kadar çekmiş biriyim. Bugün size dışarıdan sert, içeriden ise pamuk gibi olan Adana’mı, kendi penceremden anlatacağım. Hazırsanız, topukluların tıkırtısı Adana sokaklarında yankılansın!

Tabii bu sokaklarda o topuklularla yürümek, her zaman podyumda olmak kadar kolay değil canım. Adana dendi mi akla ilk o maço ve sert erkek kültürü gelir ya, haliyle burada trans bir kadın, bir Adana Travesti olarak var olmak büyük bir cesaret ister. Önyargılarla mücadele etmek, yolda yürürken arkandan dönen o dik bakışlara göğüs germek bu hayatın en büyük zorluklarından biri. Ev kiralarken yüzümüze kapanan kapılar, iş ararken önümüze çıkan görünmez duvarlar maalesef bu şehrin de acı bir gerçeği. Gecenin bir yarısı tekinsiz bir sokaktan geçerken yüreğinin ağzına gelmesini, o yalnızlık hissini buradaki her arkadaşım çok iyi bilir. Hayat bize bazen Adana’nın o kavurucu güneşi gibi acımasız davranıyor şekerim.
Sıcağı Bile “Ateş Ediyor” Canım!
Adana’da yaz demek, sadece mevsimsel bir olay değil; bir yaşam mücadelesidir şekerim! Güneşe ateş edenlerin memleketinde, biz de podyuma çıkar gibi çıkarız o sokaklara. Nem bir yandan, o meşhur Adana sıcağı bir yandan… Ama hani derler ya “Adana insanı sıcaktır” diye, vallahi doğru. Bu şehrin insanının damarı çabuk atar ama kalbi de bir o kadar çabuk yumuşar. Sokakta yürürken aldığın bir selam, bir “Gadasını aldığım” deyişi, o kavurucu sıcağı bile unutturur insana. İlk başta sana önyargıyla, mesafeyle yaklaşan mahalle esnafının veya bir komşunun, seni tanıdıkça, o içindeki samimi insanı gördükçe nasıl sahiplendiğine çok şahit oldum. Bir bakmışsın mahallenin bakkalıyla abla-kardeş olmuşsun, seni bir evladı gibi koruyor. İşte o anlarda gelen o içten kabul görme hissi, çekilen tüm o zorlukları unutturuyor ve insanı buraya bağlayan kocaman bir mutluluğa dönüşüyor.
Gece Başlarken: Baraj Yolu Belirir ve Büyülü Işıklar
Güneş batıp da o kavurucu sıcak yerini hafif bir esintiye bıraktı mı, Ecem için sahne başlar. Seyhan Baraj Gölü’nün kenarında yürümek, o suyun serinliğini hissetmek benim ruhumu dinlendirir. Hele Baraj Yolu’nun o hareketli, cıvıl cıvıl enerjisi… Gençler, müzikler, kahkahalar… Adana’nın gecesi ne kadar renkliyse, ben de travestisi olarak o kadar renkliyim işte. Bu şehirde kimse kimseye kolay kolay arkasını dönmez; herkes kendi havasında ama bir o kadar da bir aradadır. Üstelik Adana’nın bu renkli gece hayatında, bizim Adana Travesti ve trans topluluğu arasında çok özel, gizli bir dayanışma vardır. Birimizin canı yansa diğerimiz hemen koşar, birimiz mutlu olsa hepimiz kutlarız. Gecenin getirdiği tehlikeleri de, o ışıl ışıl sahnelerin mutluluğunu da hep omuz omuza paylaşırız. Birbirimizin hem ailesi hem sığınağı oluruz bu koca şehirde.
“Adana’da hayat bir kebap dumanının arkasında gizli bir felsefedir. Acıyı seversen, bu şehri de seversin.”
Lezzetin Dorukları: “Bir Adana Çek, Yanına da Şalgam!”
Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım; Adana’da rejim yapmak, günaha girmekle eş değer ayol! O tablacı kebapçılarının önünden geçerken kokuyu alıp da diyet düşüneni daha görmedim. Bir Ecem klasiği olarak, sahne sonrası sabaha karşı o meşhur çorbacılara ya da dürümcülere gitmenin keyfi hiçbir şeyde yok. Acıyı sonuna kadar kökleriz, yanına da buz gibi ekşi bir şalgam… O her şeye sinirlenen tablacı kebapçının bile sana “Ecem kızım hoş geldin, başım üstüne yerin var” diyerek hürmet etmesi yok mu? İşte o an Adanalı olduğumu, bu şehrin bir parçası olduğumu iliklerime kadar hissederim.
Son Söz: Sert Kabuğun Altındaki Büyük Kalp
Dışarıdan bakınca Adana’yı biraz hırçın, biraz tehlikeli sanırlar. Oysa burası, dürüst olanı, olduğu gibi kabul eden bir şehirdir. Ben bu sokaklarda Ecem oldum; başım dik, makyajım taze, ruhum özgür yürüdüm. Çünkü Adana, cesur insanları sever. Özü sözü bir olanı bağrına basar.
Bana şimdi sorsalar, “Bunca zorluğa, önümüze çıkan bunca engele rağmen burada mutlu musun?” diye… Vallahi mutluyum be canım! Adana insanın içine işleyen bir şehirdir. Evet, hayat bize bazen çok acımasız gelebiliyor; ama o güneşin altında parıldamayı, direnmeyi ve kendi hikayemizi gururla yazmayı da en iyi biz biliriz. Yani anlayacağınız şekerim; Adana sadece bir şehir değil, bir his, bir duruş, upuzun ve heyecanlı bir şarkıdır. Ve ben bu şarkıyı çok seviyorum!